Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğumuzun kulağı var mı ?

Müzik çevrelerinde dolaşan yaygın bir deyimdir kulağı OLMAK veya OLMAMAK... Kulak, Beyin ve Boğaz arasındaki iletişim üçgeninde  doğuştan, yani genetik bir arıza yoksa, insanlar duydukları sesleri algılayıp,  doğru olarak tekrarlayabilirler.  Böylelerine  « kulağı var »  denilir. Ancak, duyulan sesin tizlik veya peslik derecesini saptayıp, boğazımızdaki ses telleri dediğimiz küçük kasları gırtlak hareketleri ile kısmak veya açmak, ve böylece  aynı titreşim düzeyine getirmekle elde edilen bu yetenek, kolay kazanılacak bir beceri değildir elbet... Daha ellerini ve kollarını istenen düzeyde hareket ettirebilme çabasını sürdüren miniklerden, hemen bu performansı göstermelerini beklemek haksızlık olur doğrusu...

 

Günlük yaşantıları müzikle daha içiçe olan ailelerin çocukları farkında olmadan, bazıları  ise okullardan veya özel öğretmenlerden aldıkları eğitimle bu yeteneğe kavuşmuş olabilirler. Zamanla elde edilen bu bilinçlenme aşamasına, bazı çocuklar erken,  bazıları daha geç ulaşırlar... Sabırlı olmak ve yukarıda bahsettiğimiz kulak-beyin-boğaz iletişim üçgeninde doğuştan bir zafiyet olabileceği ihtimaline karşı duyarlı davranıp çocuğun aşırı derecede üzerine varmamak gerekir. 

 

Eğer durum böyleyse, yani kulakla beyin veya beyinle boğaz arasındaki  iletişim sağlıklı çalışmıyorsa, duyulan  seslerin doğru olarak tekrar edilmesinin zor olacağı,  hatta mümkün olmayacağı kabullenilmeli ve başka çözümlere yönelmek yolu seçilmelidir. Ses’in sadece frekans özelliğinin yerine getirilememesinden kaynaklanan bu durum, asla çocuk için müzikle uğraşmak yolunun kapandığı anlamına gelmez . Müziğin ritim, dinamikler ve tını gibi diğer özelliklerinden yararlanarak örneğin vurmalı çalgılar özendirilebilir. Ayrıca, ille de bir müzik aleti çalınmasının zorunlu olmadığı düşüncesiyle, topluma iyi bir dinleyici kazandırmak yolu denenmeli ve bu bağlamda gerekenlerin yerine getirilmesine çalışılmalıdır. 

 

Çocukların belleğinde kalacak ilk ses ve müzik  örneklerinin sağlıklı olması çok önemlidir. Bu nedenle özenle seçilmiş müzik yapıtlarına  ve mümkünse canlı müzik dinletilerine yönelmekte büyük yara vardır. 

 

Çocuğumuzun müzik yeteneği var mı ?

Çocuğunuzun her hangi bir müziğin ritmine uygun olarak ellerini çırptığını veya hareket ettiğini, hatta etrafındaki objelere vurarak bir müzik aleti çalar gibi yaptığını görmek veya  şarkı söylediğini duymak ilk ümit verici işaretler olmakla beraber, bu uzun ve zorlu bir yolun henüz başlangıcıdır.

 

Şarkı söyleyebilmek  bir müzik aleti çalmak  kadar önemli ve hatta önceliklidir.  Çünkü sesimiz  ilk enstrümanımızdır ve duyduklarımızı sesimizle tekrarlamak daha kolaydır. Ancak şarkıları doğru olarak söylemek için ses tellerimizi gerektiği gibi kullanabilmek aşamasına  ulaşmamız gerekir ki bu aşamaya normal olarak 8-10 yaşları civarında gelinmektedir. Bir enstrüman çalmayı öğrenmek ise belirli bir dikkat yoğunluğunu sağlamakta karşılaşılan zorluklar nedeniyle yine ancak bu yaşlarda başlatılması önerilen bir uygulamadır.

 

Bu durumda başvurulacak  doğru yol çocuklarımıza iyi müzik örnekleri dinletmeye devam etmektir. Bunun dışında özel yeteneklilik gösteren çocuklarımıza bile uygulanacak erken müzik eğitimleri sürecinde oyun çizgilerinin dışına çıkmamak ve zorlamalara giderek çocuklarımızı çok başarılı olabilecekleri bir uğraştan soğutmamak gerekir.

 

Öte yandan müzik aletlerinin her ailenin bütçesine uygun olmaması ve her yerde her zaman öğretmen bulabilmenin güçlüğü dolayısyla müzikle uğraşmanın en pratik ve de ekonomik yolunun sesimizi kullanmak yani  ŞARKI SÖYLEMEK  olduğu düşünülebilir.  İnsanoğlunun çevresindeki çeşitli kaynaklardan duyduğu sesleri taklit etmesi ile başlayan ve günümüzde söylediğimiz  şarkılara dönüşen bu becerinin kişiye büyük zevk vermesinin yanısıra ruh sağlığı açısından da önemli olduğu uzmanlarca ifade edilmektedir..

 

Çocuğumuzun hangi enstrümana eğilimi var ?

Yukarıda açıkladıklarımıza rağmen bu konuda israr ediliyorsa, cevabı gözlemlerde bulmak gerekir. Çocuklarda böyle bir eğilimin oluşabilmesi için, bir yerde, bir şekilde canlı olarak bir müzisyenin bir müzik aletini  çaldığını görmüş, çok beğenip etkilenmiş ve kendi minik dünyalarında onu yaşatmaya başlamış olmaları gerekir. Cevap kendiliğinden hazırdır.  

 

Benim deneyimlerim çocukların bu konuda fevkalade sakin ve  kişilikli davrandıklarını gösteriyor. Sanırım bu konudaki iştahlarını daha ileriki yıllara saklıyorlar. Ancak derslerde sık sık benden davul çalmamı istiyor  ve bundan çok hoşlandıklarını belli ediyorlar. Trampet Takımı içerisinde çok başarılı olanlar var, ama hepsi birden «Biz davulcu olmak isiyoruz »  diye de tutturmuyorlar. Herşeye rağmen biz yine  planlarımıza onlara ilham verecek etkinlikler koymuş bulunuyoruz. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da yapacağımız MİNİ KONSERLER paralelinde  bütün çocuklarımız  bir çok enstrümanı tanımış ve onların nasıl çalındığını öğrenmiş çalan müzisyenlerle de yakın dostluk kurmuş olacaklar. Yani önlerine geniş  bir MENÜ ( !) sunmuş olacağız.

 

Çocuğumuza bir enstrüman alalım mı ?

 İDİL BİRET gibi 5 yaşında Rachmaninof çalacak  kadar ender rastlanan bir yeteneği varsa, tereddütsüz EVET... Yoksa, sadece kendinizi tatmin etmek için onu istemediği bir yokuşa tırmandırmayın. Hele onu aslında yanılgıya götürecek oyuncak bir enstrüman asla almayın. En doğrusu paranızı, günü gelince gerçek bir enstrüman almak üzere biriktirin.

 

Deneyimli öğretmenlerle ve oyunla karışık olmak koşuluyla Gitar veya Piyano benim öncelikli tavsiyelerim. Çünkü her ikisi de çok sesli, yani polifonik enstrümanlar.

 

Dolayısıyla çalanın kendisine veya başka bir soliste eşlik edebilmesi mümkün. Hele gitar bu bağlamda hem ucuz hem de kolay taşınabilir olmasından dolayı daha öncelikli.

Piyano’ya 5-6 yaşlarında başlayanlar varsa da, çocuğunuzun eğilimleri bu konuda size rehberlik etmelidir. Aksi halde O’nu asla  ZORLAMAYIN Onların henüz bazı minik hareketlerin bile hepsini yapmakta  ve koordinasyon sağlamakta güçlükler çektiklerini unutmayın.

 

Çocuğumuzun müziğe hangi enstrüman ile başlanacağına nasıl karar verelim?

Müziğe hangi enstrüman ile başlayacağına karar veremeyenlere tereddütsüz bir tavsiye.

Belki de uzaktan kolaymış gibi göründüğü için bazı insanlar davul çalmanın erdemini  algılayamazlar. Davul çalabilmek ancak belirli ritmik hünerlerin kazanılıp geliştirilmesiyle gerçekleşebilir. Bunun için de zamana ve yoğun bir dikkat ile sürekli egzersizler yapmayı gerektiren özverili çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmalar kişiyi günlük streslerinden arındıracağı gibi, elde edilen beceriler sayesinde, birlikte veya tek başına çalarken duyulacak doyum ve heyecan, sarfedilen emeklerin karşılığı olarak değerlendirilebilir.

 

Ritm müziğin ilk temel elemanıdır. Ona olan yatkınlığımız, doğmadan önce sürekli duyduğumuz annemizin kalp atışları ile başlar. Bu nedenledir ki bebekler, özellikle ritmik motiflerin duyulduğu müzikli ortamlarda daha mutlu olur, söylenen tekerlemelere uygun ritmik hareketler yaparak bu mutluluğu açığa vururlar. Baget benzeri bir nesneyi kavrayacak kadar geliştiklerinde yaptıkları ritmik vuruşlar ise bunun devamı niteliğindedir.

 

Erken yaşlarda müzik çocuklar için bir oyun sayılır. Bir müzik aleti çalmayı öğrenmeleri için sabır gösterip konsantrasyon sürelerinin daha uzun olduğu ve notaları farkedebilmeye başladıkları yaşları beklemek daha sağlıklı bir yol olacaktır. Bu yaşın kaç olduğu konusunda kesin bir şey söylemek zordur. Çünkü yetiştirilme koşullarının ve genetik özelliklerin kişiye özgün değişiklikler gösterdiği artık herkes tarafından bilinmektedir.

 

Davul çalmayı öğrenmek, çocuk veya yetişkin kişi için başlamakta oldukları  müzik serüveni boyunca faydalanacakları, sağlıklı bir temel oluşturacaktır. Davul ile yola devam edilebileceği gibi, gerek duyulduğunda trompet, flüt, klarinet gibi tek sesli, veya piyano ve gitar gibi, batı müziği armonisinin görkemini önümüze seren bazı poli-fonik enstrümanların öğrenimine de geçilebilir. Piyano ve gitarın çok sesli olmaları nedeniyle, kendimizin veya  başkalarının söyleyeceği şarkılara ve tek sesli çalgılara eşlik edebilmemizi sağladıklarından dolayı müzik dünyasında ayrı bir önemleri vardır.

Sonuç olarak hangi müzik aleti ile başlayacağına karar veremeyenlere  DAVUL ÇALMAK’la başlamalarını tavsiye etmek doğru olur ki, müziğin ilk ve en önemli elemanı olan RİTİM için sağlam bir temel oluşabilsin.

 

Ritim nedir?

Ritim zamanın bir fonksiyonudur. Sürekli peşpeşe gelen eşit zaman aralıklı vuruşlar müzikte RİTİM dediğimiz olguyu yaratır. Ritim olan bir ortamda hareket, hareket olan bir ortamda da hayat vardır. Eşit zaman aralıkları kavramından yola çıkınca ilginç ritim örnekleriyle karşılaşırız. Yürüme, koşma, nefes alıp verme, yüzme, kuşların kanat çırpmaları, balıkların yüzgeç ve kuyruk hareketleri... Bunların hepsi, ritimle yaşamın birbirleriyle olan bağlantısının belirtileridir. İnsanoğlu bu belirtiyi icatlarına da yansıtmıştır. Tekerlek, araç motorları, gemi ve uçak pervaneleri, bisiklet pedalları hep ritmik bir uyum içerisinde çalışırlar.  Dünyanın dönüyor ve güneş etrafında dolaşıyor olmasıyla meydana gelen günler, haftalar, aylar, mevsimler ve yıllar gibi makro ritimler de yaşamın belirtileri değil midir ?.. RİTİM ve YAŞAM. İşte eşit zaman aralıklarının oluşturduğu zincirde ortak özelliklerini bulmuş ve birbirine sarılmış iki kavram.

YAŞAM denen var oluşun, yani yaşamakta olduğumuzun bilincine varmamızı sağlayan sesler, davulcuların usta vuruşlarıyla, karşı koyulmaz RİTİM’lere dönüştüğünde, kendini büyülü bir girdaba kaptırmışçasına dans ederken bulur insanoğlu. Hiç şüphe yok ki, böylesine vecd içerisinde gerçekleştirilen bu oluşumu tetikleyen ve kamçılayan kuvvetin kaynağı, aynı YAŞAM coşkusuyla yaratılan RİTİM’lerdir. Evet dans ederek kutlar insan yaşamakta olduğunun erdemini, davulcuların eşliğinde.